<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Lifestyle Yazıları - Ece Vahapoğlu</title>
	<atom:link href="https://www.ecevahapoglu.com/category/lifestyle/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ecevahapoglu.com/category/lifestyle/</link>
	<description>Sunucu, Yazar, Wellness ve Yoga Eğitmeni</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 May 2025 01:44:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.ecevahapoglu.com/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon-32x32.png</url>
	<title>Lifestyle Yazıları - Ece Vahapoğlu</title>
	<link>https://www.ecevahapoglu.com/category/lifestyle/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hamilelik Elbise Seçimi – Ece Vahapoğlu’ndan Öneriler</title>
		<link>https://www.ecevahapoglu.com/hamilelik-elbise-secimi-ece-vahapoglundan-oneriler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[xpanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2020 12:13:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile Giyim]]></category>
		<category><![CDATA[Lifestyle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ecevahapoglu.com/?p=7835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamilelik süreci kadınlar için hayatı boyunca en hassas olduğu dönemlerden biridir ve hamilelik elbise seçimi oldukça önemlidir. Bu dönemde canımız pek çok şey çekebileceği gibi olabildiğince rahat giyinme ihtiyacı da hissederiz. Hamilelik sürecinde giyindiğimiz kıyafetler bizi rahatsız ederse huzursuz olur ve o günü kötü geçirebiliriz.</p>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/hamilelik-elbise-secimi-ece-vahapoglundan-oneriler/">Hamilelik Elbise Seçimi – Ece Vahapoğlu’ndan Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ecevahapoglu.com">Ece Vahapoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik süreci kadınlar için hayatı boyunca en hassas olduğu dönemlerden biridir ve hamilelik elbise seçimi oldukça önemlidir. Bu dönemde canımız pek çok şey çekebileceği gibi olabildiğince rahat giyinme ihtiyacı da hissederiz. Hamilelik sürecinde giyindiğimiz kıyafetler bizi rahatsız ederse huzursuz olur ve o günü kötü geçirebiliriz. Bu süreci atlatmış biri olarak sizlere doğum öncesinde ve sonrasında hem rahat hem şık olacağınız kombin önerileri sunacağız. O zaman başlayalım!</p>
<h2>Hamilelik Sürecinde Ne Giyilebilir?</h2>
<p>Hamilelik sırasında duygusal geçişlerin yanı sıra fiziksel değişimler de yaşanır. En belirgin değişim karın ve bel bölgesinde olmak üzere kalça ve göğüsler büyür ve sırt genişler. Hamileyseniz, bu bedensel değişimlere ayak uydurmanız güvenli ve sağlıklı bir hamilelik için bir lüks değil, bebeğinizin ve sizin rahatınız için zorunludur. Bu yüzden bu süreç sırasında içinde serbest bir şekilde hareket edebileceğiniz <strong>hamilelik elbiseleri</strong> giymek sizin için oldukça kolaylık sağlayacaktır. Peki hamilelik elbise tercihiniz nasıl olmalıdır?</p>
<p>Hamilelik sırasında, genellikle cilt hassasiyetine neden olan ve vücudunuzu cilt alerjisine ve kızarıklıklara eğilimli hale getiren şiddetli hormonal değişiklikler nedeniyle vücudunuz yüksek alarmdadır. Herhangi bir cilt tahrişini önlemek istiyorsanız, doğru kumaştan yapılmış giysiler giymek zorunludur. Tercih edilen kumaşların hamile kişiyi sıkmaması ve nefes aldırabilmesi çok önemlidir. Hamile elbiseleri seçerken dikkat edilmesi gereken faktörler arasında nefes alan kumaşın önemi yer alır. Hamileliğin ilk üç aylık dönemi, çoğu kadın için mide bulantısı gibi rahatsızlıklarla eş anlamlıdır. Rahatsız kıyafetler giymek pek akıllıca bir karar değildir, çünkü sadece daha kötü hissetmenizi sağlar ve sizin zor günler geçirmenize neden olur.</p>
<p>Sıkı giysiler mide ekşimesine ve hazımsızlığa neden olabilir ve bu da mide bulantısı ve kusmaya neden olabilir. Dokuz aylık hamilelikten geçmek, farklı mevsimlerden de geçeceğiniz anlamına gelir. Birçok hamile kadın yazları çok sıcak ve kışları çok soğuk bulur. Hamilelik dönemi boyunca vücudunuz oldukça hassastır. Yaz aylarında pamuklu hamile elbisesi giymek, kumaş teri emdiği için sizi serin tutabilir. Yünlü ise kış aylarında sizi sıcak tutabilir. Hamilelik sırasında, özellikle son üç aylık dönemde uyku pozisyonu değişir. Bol, yumuşak ve rahat giysiler, özellikle yatak kıyafeti, sağlıklı bir uyku çekmenize ve vücudunuzu doğum için hazırlamanıza yardımcı olur. En sık tercih edilen hamile kıyafetleri, nefes alan yumuşak kumaşlar, spor yaparken yüksek bel ve karnı örten özel hamile taytı, özellikle karın kısmı bol bluzlardır.</p>
<p>İlginizi çekebilecek bir videomuz var:</p>
<p><iframe title="Hamileler için Gevşeme Egzersizi" width="1020" height="574" src="https://www.youtube.com/embed/XKscFwmQ92g?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<h2>Hamilelik Döneminde Giyebileceğiniz Kıyafetler</h2>
<p>Deneyimlerimden yola çıkarak sizlerin de bu dönemi rahat geçirmesi için harika tavsiyelerim var. Dilerseniz sırayla inceleyelim.</p>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/wp-content/uploads/2020/09/HamileLohusa-Tayt.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7837" src="https://www.ecevahapoglu.com/wp-content/uploads/2020/09/HamileLohusa-Tayt.jpg" alt="Hamile/Lohusa Tayt" width="400" height="400" /></a></p>
<p><strong>Hamilelik Elbise Seçiminde En Çok Tercih Edilen Hamile/Lohusa Tayt:</strong> Hamileliğin ilk belirtilerinden biri de göbek bölgesinin genişlemesidir. Bebeğin gelişiminin aktif olarak devam etmesi sonucunda karın bölgesi genişleyebilir. Bu gibi durumlarda günlük olarak kullanılan pantolon, tayt, şort ve benzeri kıyafetler sizi rahatsız edebilir. Bu sebeple hamile/lohusa tayt kullanmanız çok mantıklı olacaktır. Hamile/lohusa taytlar hamileler için üretilmiş taytlardır. Dikişsiz, nefes aldıran aynı zamanda esnek kumaşlardan üretilmiş hamile/lohusa taytlar bu dönemde kurtarıcı parçanız olabilir. Hamile elbiseleri içinde hem rahatlık hem de şıklık arayanlar için ideal parçalardan biridir. Hamile/lohusa taytlar birçok farklı parça ile kombinlenebilir. Ayrıca yüksek bel karnı ve beli örten dikimi ve toparlayıcı kumaştan üretilmesi hareket özgürlüğünüzü kısıtlamaz. Hamilelik döneminde de fit ve sağlıklı kalmak için hareket etmenizi, spor yapmanızı öneririm. Spor yaparken de nefes alan ve bebeğinizi taşıdığınız karnınızı örten doğru taytları giymenizi tavsiye ederim.</p>
<p>Daha fazlası için &gt;&gt; <a href="https://www.ecevahapoglu.com/urun-kategori/hamile-urunleri/hamile-lohusa-tayt/">Hamile/Lohusa Tayt</a></p>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/wp-content/uploads/2020/09/Emzirme-Bra-Sutyeni.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7858" src="https://www.ecevahapoglu.com/wp-content/uploads/2020/09/Emzirme-Bra-Sutyeni.jpg" alt="Emzirme Bra (Sutyeni)" width="400" height="400" /></a></p>
<p><strong>Emzirme Bra (Sütyeni):</strong> Hamilelik sonrası süreçte de kıyafet seçimlerine önem verilmelidir. Özellikle emzirme döneminde kullanılacak olan sütyen çok önemlidir. Emzirme bralar emzirme döneminde kullanılacak en ideal üst iç çamaşırıdır. Kumaşı, esnekliği ve özel kesimi sayesinde emzirme anında çok rahat edebilirsiniz. Bu dönemde normal sütyenleri tercih etmeniz sizi oldukça zorlayabilir. Özellikle göğüs ucunun yara olması da sıkça görülen bir durumdur. Emzirme bralar sayesinde bu tip problemlerin önüne geçebilirsiniz. Emzirme bralar spor yapabilmeniz için uygun bir şekilde tasarlanmıştır. Spor sırasında yumuşaklığıyla ve balensiz destek yapısı ile konfor sunar. Spor yaparken bebeğinizi de emzirebilmeniz için nefes alan, çabuk kuruyan ve özel dikim emzirme bralar tercih edin.</p>
<p>Daha fazlası için &gt;&gt; <a href="https://www.ecevahapoglu.com/urun-kategori/hamile-urunleri/lohusa-emzirme-bra/">Lohusa/Emzirme Bra</a></p>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/wp-content/uploads/2020/09/EmzirmeLohusa-Bluz.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7839" src="https://www.ecevahapoglu.com/wp-content/uploads/2020/09/EmzirmeLohusa-Bluz.jpg" alt="Emzirme Lohusa Bluz" width="400" height="400" /></a></p>
<p><strong>Emzirme/Lohusa Bluz:</strong> Bebeğin gelişimi boyunca karın bölgesinin genişlemesi ve hormonlar sebebiyle göğüslerin büyümesi bluz seçimini de önemli kılar. Lohusa bluz seçiminde ilk dikkat edilmesi gereken nokta bluzun esnekliği ve emzirmeye imkan verebilmesidir. Doğum sonrası dönemi de düşünerek alışveriş yapmak mantıklı olacaktır. Bu nedenle bir büyük beden bluz tercih edebilirsiniz. Özellikle vücuda yapışmayan, daha bol duran lohusa bluzlar dolaba eklenmelidir. Hamileliğinizin ilerleyen aylarında hem yürürken hem de otururken rahat edebilmek için bulunduğunuz mevsime göre kumaş seçimi yapabilirsiniz. Emzirme/Lohusa bluzların sadece bol kesim olması yeterli değildir. Aynı zamanda göğüs kısmının emzirme için uygun olması gerekir. Bu dönemi geçirmiş ve deneyimlemiş biri olarak fit21’de sizin için özel olarak tasarlanmış bluzların en önemli özelliği; göğüs kısmı emzirme için özel olarak kesilmiş ve herhangi bir rahatsızlık çekmemeniz için 3 kat pileli olarak dikilmiştir. Bu bluz sadece emziren anneler için değil, şık giyinmek isteyen kadınların da tercihi olabilir.</p>
<p>Daha fazlası için &gt;&gt; <a href="https://www.ecevahapoglu.com/urun-kategori/hamile-urunleri/lohusa-bluz/"><strong>Lohusa Bluz</strong></a></p>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/wp-content/uploads/2020/09/Lohusa-Sweatshirtler.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7840" src="https://www.ecevahapoglu.com/wp-content/uploads/2020/09/Lohusa-Sweatshirtler.jpg" alt="Lohusa Sweatshirtler" width="400" height="400" /></a></p>
<p><strong>Lohusa Sweatshirtler:</strong> Hamileler için yaz ve kış aylarının vazgeçilmez hamile kıyafetleri arasında lohusa sweatshirtler bulunur. Hem genişliği hem de terletmeyen kumaşı ile lohusa sweatshirtler sıklıkla kullanılırlar. Özellikle lohusa taytlar ile kombinlenen sweatshirtler rahatlığınızı bozmadan şık olmanızı sağlayacaktır. Lohusa sweatshirtlerin en dikkat çekici özelliği emzirmeye imkan veren göğüs kesim detayı ve esnek yapısı sayesinde sunduğu rahatlıktır.</p>
<p>Daha fazla renk ve model seçeneğini keşfetmek için diğer <strong><a href="https://www.ecevahapoglu.com/fit21-koleksiyonu/">ürünlerimizi </a></strong>gözden geçirmeyi unutmayın. Sağlıklı günler…</p>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/hamilelik-elbise-secimi-ece-vahapoglundan-oneriler/">Hamilelik Elbise Seçimi – Ece Vahapoğlu’ndan Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ecevahapoglu.com">Ece Vahapoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tatile Çıkmadan Bunu Okuyun</title>
		<link>https://www.ecevahapoglu.com/tatile-cikmadan-bunu-okuyun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[xpanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2017 13:08:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[arınma]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ecevahapoglu.tk/wellness/tatile-cikmadan-bunu-okuyun</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıl boyu hepimiz çok çalışıyoruz ve iyi bir tatili hak ettiğimizi düşünüyoruz. Ancak tatil sezonu öncesinde uzmanlar uyarıyor. Üsküdar Üniversitesi Etiler Polikliniği Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Sabri Burhanoğlu öncelikle kişilerin bir durum değerlendirmesi yapılmaları gerektiğini hatırlatıyor. Burhanoğlu tatilin türünün belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kişi memlekete gidip aile ziyareti mi, sağlık turizmi mi, inanç turizmi</p>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/tatile-cikmadan-bunu-okuyun/">Tatile Çıkmadan Bunu Okuyun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ecevahapoglu.com">Ece Vahapoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yıl boyu hepimiz çok çalışıyoruz ve iyi bir tatili hak ettiğimizi düşünüyoruz. Ancak tatil sezonu öncesinde uzmanlar uyarıyor. Üsküdar Üniversitesi Etiler Polikliniği Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Sabri Burhanoğlu öncelikle kişilerin bir durum değerlendirmesi yapılmaları gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Burhanoğlu <strong><em>tatilin türünün belirlenmesi</em></strong> gerektiğine dikkat çekiyor. Kişi memlekete gidip aile ziyareti mi, sağlık turizmi mi, inanç turizmi mi, deniz-güneş-kum turizmi mi ya da yeni keşifler de mi bulunmak istiyor, hangisini istediğine karar vermesi gerekiyor.</p>
<p>Tatil çoğu kişi için oldukça önemli olmakla birlikte herkesin tatilden anladığı şey de farklı olabilmekte. Kimisi için tatil sadece işe gitmemek olurken kimisi için ise yeni dünyalara yelken açmak anlamı taşıyor. Peki sizin için <strong><em>tatil ne ifade ediyor</em></strong>?</p>
<p>Tatilin sadece işten kaçmak değil <strong><em>ruhsal arınma</em></strong> olarak da algılandığını ifade eden Dr. Burhanoğlu, son zamanlarda dilimize “<em>tatilim geldi</em>” şeklinde yerleşmeye başlayan, sıkıntılardan kaçış sürecinin iyi yönetilmesi gereken bir süreç olduğunu vurguluyor ve ekliyor.</p>
<p>Sanayi toplumuna geçilmesi ile birlikte kırsaldan kente göçün getirdiği yalnızlaşma duygusu, iş yerinde veya okulda yaşanan stres bu kaçış isteğini tetiklemektedir. Seyahat acenteleri ve medya da reklam ve pazarlama çalışmalarıyla buna katkıda bulunmaktadır. Tatil sadece dinlenme, hafifleme değil aynı zamanda sosyal statüyü de belirleyen bir tüketim materyali haline gelmiştir. Bunun ışığında tatil insanların gözünde ‘bir tatile çıksam bütün sıkıntılarım geçer’ tarzında beklentiler yaratmaktadır. Ne yazık ki bu beklentiler çoğu zaman karşılanamamakta hatta kişiler tatil öncesinden bile daha kötü bir konuma gelmektedir.</p>
<p>Tatil şekline karar verirken <strong><em>sizin için uygun</em></strong> olmayacak maceralardan kaçınmalısınız. Mesela aşırı temizlik, titizlikle karakterize bir rahatsızlığınız veya herhangi bir hayvan fobisi varsa çıkacağınız bir doğa tatili sizin için işkenceye dönüşebilir. Aşırı duygusal insanlar veya duygu durum bozukluğu olanlar için inanç turizmi bazen duygu durum dalgalanmaları oluşturabilmektedir. Bungee jumping, yamaç paraşütü, parasailing gibi aktiviteler panik benzeri anksiyete bozukluklarını başlatabilmekte veya olanı kötüleştirebilmektedir.</p>
<p>Tatilin insan psikolojisine birçok faydası olmakla birlikte özellikle ruhsal rahatsızlıklarda birincil tedavi amacı olarak görülmemelidir. Sık yapılan yanlışlardan biri depresyon, anksiyete bozukluğu gibi rahatsızlıklar nedeniyle tedavi gören kimselerin ‘tatil nasılsa en iyi ilaçtır’ türünden düşüncelerle ilaçlarını bırakmalarıdır. Siz siz olun tatilde ilaçlarınızı ihmal etmeyin.</p>
<p>Gecenin geç saatlerine kadar uyunmaması uykunun biyolojik ritmini bozmakta, bu bozukluğun düzenlenmesi bazen uzun zaman almaktadır. Burhanoğlu’na göre tatil öncesinde ve tatil sırasında mali boyutta alınan yanlış kararlar da olumsuz etkiler bırakmaktadır. Harcanan para bazen kişinin bir yıl boyunca zor ödeyeceği meblağlara ulaşabilmekte bu durum da kişiyi psikolojik olarak olumsuz etkileyebilmektedir.</p>
<p>Aile ile çıkılan tatillerde çiftlerin tatil anlayışlarının farklı olmasından kaynaklanan sorunlar kimi zaman ciddi evlilik sorunlarına bile yol açabilmektedir. Tatil düşüncesinin ortaya çıkmasından, tatilden dönüp işe başlamaya kadar geçen süreçte ortaya çıkması muhtemel birçok aksaklık gerginlik, tahammülsüzlük ve huzursuzluğa neden olabilir. Bunların yaşanmaması için insanın kendini iyi tanıması, beklentilerini sınırlaması ve sık yapılan yanlışları yapmamaya dikkat etmesi gerekmektedir.</p>
<p>Herkese keyifli bir tatil dilerim.</p>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/tatile-cikmadan-bunu-okuyun/">Tatile Çıkmadan Bunu Okuyun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ecevahapoglu.com">Ece Vahapoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tapınaklar Adası Malta</title>
		<link>https://www.ecevahapoglu.com/tapinaklar-adasi-malta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[xpanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2017 13:08:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Lifestyle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ecevahapoglu.tk/wellness/tapinaklar-adasi-malta</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen seneden beri ülkemizi dünyaya tanıtacak bir sosyal sorumluluk projesi üzerinde çalışıyorum; birkaç aya projemizi hayata geçireceğiz.  İnsanlığın ve dinin doğduğu yer olarak kabul edilen, dünyanın ilk tapınağı Türkiye’de, Urfa’ya 18 km mesafede Göbeklitepe’de keşfedildi. Ben de ödevini her zaman iyi yapan sorumlu biri olarak dünyadaki diğer tapınakları da araştırmaya koyuldum. Göbeklitepe bulunana kadar en</p>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/tapinaklar-adasi-malta/">Tapınaklar Adası Malta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ecevahapoglu.com">Ece Vahapoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen seneden beri ülkemizi dünyaya tanıtacak bir <strong>sosyal sorumluluk projesi</strong> üzerinde çalışıyorum; birkaç aya projemizi hayata geçireceğiz.  İnsanlığın ve dinin doğduğu yer olarak kabul edilen, dünyanın ilk tapınağı <strong>Türkiye’de, Urfa’ya</strong> 18 km mesafede <strong>Göbeklitepe</strong>’de keşfedildi. Ben de ödevini her zaman iyi yapan sorumlu biri olarak dünyadaki diğer tapınakları da araştırmaya koyuldum. Göbeklitepe bulunana kadar en eski tapınaklar hangileriydi? Sırasıyla, <strong>Malta’daki Ggantija Tapınakları, İngiltere’deki Stonehenge </strong>ve<strong> Mısır’daki Piramitler</strong>. Mısır ve İngiltere’yi birkaç kez ziyaret ettim. Geriye Malta’daki <strong>M.Ö. 3500</strong>’lerde inşa edilen <strong>Ggantija</strong>’yı görmek kalıyordu. Ve işte Malta maceram böyle başladı…</p>
<p>İlk olarak internetten uçak saatlerine baktım; <strong>Air Malta’nın Türk Hava Yolları</strong> ile ortak uçuşları var; ama uçuşlar nadiren olduğu için- haftada 2 kez- sadece tapınakları görüp dönemem; dolu dolu 4 gün adada kalmam gerekiyor. Perşembe sabahı uçup pazartesi -deyim yerindeyse- sabahın köründe dönüşüm.</p>
<p>Yine internetten otellere bakıyorum; <strong>Malta</strong> Adası ve asıl tapınağın bulunduğu <strong>Gozo </strong>Adası’nda ayrı ayrı rezervasyonları yapıyorum.  Sahil kenarındaki otellerin oda fiyatları, yüksek sezon olmadığı için, nispeten uygun.</p>
<p>Seyahatim öncesi bir gazeteci olarak <strong>Malta Turizm Bakanlığı</strong>’nı ziyaretimle ilgili e-mail yoluyla bilgilendiriyorum; tapınaklarla ilgili bilgi almak istediğimi belirtiyorum. Uçak, otel, yemek tüm masraflarımı kendim karşıladığım gezime özel rehber ve şehirlerarası transfer sağlayacaklarını belirtiyorlar.</p>
<p>Sabah trafiğine takılıp Atatürk Havalimanı’na son anda yetişip THY kontuarına check-in yaptırmaya gidiyorum; “böyle bir uçuş yok” diye önce beni korkutuyorlar; internetten online check-in de yaptırmadı sistem. Meğerse ortak uçuş olmasına rağmen check-in kontuarı başkaymış ve THY kayıtlarında görünmüyormuş. Koştura koştura uçağa yetişiyorum. Koşarken bir anlığına durup köşedeki tezgahtan – hiç yeme içme tarzım olmasa da- kahve ve poğaça alıyorum; satış elemanı “aa siz ne kadar zayıfmışsınız!” çığlığı atıyor. “Bunları yemediğim için böyle zayıfım” diyor, gülerek koşmama devam ediyorum.</p>
<p>Air Malta uçağında yerimi alıyorum. İyi ki yağlı ve kalorili olsa da kendi taze poğaçamı almışım; çünkü uçaktaki ikram felaket! Dış görüntüsü fazla şekerli, donmuş yağlı, kötü ambalajlı duran bir takım kek çeşitleri plastik ve kağıt tepsilerde dağıtılıyor. “Gözünü sevdiğim Türk Hava Yolları ikramlarım” diye hayıflanıyorum.</p>
<p>2 saat 20 dakikalık, benim için kısa sayılan bir uçuşla, <strong>Malta</strong>’ya iniyoruz. Dalıp yanlış kuyruğa girmişim; benim EU vatandaşları sırası hızlı hızlı geçerken sıra bana geldiğinde polis memurunun hatırlatmasıyla daha yavaş ilerleyen ‘diğer pasaportlar’ kuyruğuna giriyorum. Pasaport kontrolünden sonra valizimi alıp çıkıyorum. Elinde kağıtla beni karşılayan birine bakınıyorum ama yok. İlerdeki Turizm Ofisi’ne girip soruyorum. E-mailde yazıştığım Bakanlık Tanıtma görevlisini cebinden arıyorum. “Biz sizi karşılamayacaktık, ara transferlerinizi yapacaktık” diyor. Onun yerine karşılasalardı daha rahat olurdu halbuki. O kadar sık seyahat etmekle beraber  ‘hazır alacak biri var’ diye ben de araştırmadan gelmişim. Havalimanından diğer adaya nasıl geçilir, orada sahildeki otelime nasıl gidilir; bir an panikliyorum. Yorgunluğumdan, yolu kestirememekten, üşengeçliğimden biraz sinir oluyorum.</p>
<p>Sağolsunlar bu durumu anlattığımda iyi anlıyorlar ki şoförlü bir araç organize edip kısa sürede havaalanına yolluyorlar. Ülkede mesafeler kısa, ne rahat. Koca İstanbul trafiğinde böyle bir hızı düşünemiyorum.</p>
<p>Malta, <strong>Akdeniz</strong>’ in ortasında, dünyanın en korunaklı doğal limanlarına sahip, ılıman iklimli küçük bir ada ülkesi. İklim insanlarına da yansımış, gayet sıcak ve yardımseverler.</p>
<p>45 dakikalık bir araba yolculuğuyla –taksi ile 33 Euro imiş – feribotların kalktığı limana geliyoruz. 45 dakikada bir kalkan feribota elimde hiç bilet olmadan valizimle biniyorum. Kafeterya kısmında masa ve sandalyelere doğru yöneliyorum. Karnım acıktığı için bir şeyler yemek üzere tezgaha bakıyorum ama hiçbir şey bulamıyorum; yağlı, tuzlu, şekerli fast- food bir dolu zararlı sahte yiyecek. Zaten Malta seyahatim boyunca yanlış beslenmenin ve hareketsizliğin halkı nasıl şişmanlattığına gözlerime şahit olacağım. Neyse ki çantamı karıştırıyorum; hurma ve fındık buluyorum, oh çok şükür.</p>
<p>25 dakikada <strong>Gozo Adası</strong>’na varıyoruz. Burada genç bir kadın şoför beni karşılıyor. Herkes çok iyi İngilizce konuşuyor. Bugünkü bağımsız <strong>Malta Cumhuriyeti </strong>1964’ te kuruluncaya kadar adaların son hakimi olan <strong>İngilizler</strong> ülkenin trafik, hukuk ve eğitim sistemlerini kazandırmışlar. Zaten ABD ve İngiltere’den sonra buranın <strong>dil okulları</strong> meşhur. Ayrıca trafiğin de İngiltere’deki gibi soldan aktığını hatırlatayım.</p>
<p>20 dakikalık bir araba yolculuğuyla da feribotla güneyine yanaştığımız küçük <strong>Gozo Adası</strong>’nın kuzey ucundaki sahile varıyoruz. Otelim 4 yıldızlı <strong>Calypso</strong>, Marsalforn Koyu’nda. Sakin, instagram’a yüklediğim fotoğrafına “Çınarcık’tan hallice” yorumu aldığım mütevazı bir yer.  Bana da Fransa’nın <strong>St.Tropez’nin gelişmemiş</strong> hali gibi geldi. Hediyelik eşya dükkanlarını geziyorum, güzel kireç taşından objeler alıyorum. Bir İtalyan ailenin işlettiği trattoria’da akşam yemeğimi yiyip otelime çekiliyorum.</p>
<p>Ertesi sabah <strong>Malta Turizm Ofisi’</strong>nden bir rehber geliyor. Orta yaşlı rehberimin adı ‘<strong>Regina</strong>’; “benim de adım Türkçe’de ‘Kraliçe’ demek, yani ‘Regina’” diyorum adaşıma.</p>
<p>Çok heyecanlıyım, çünkü ilk durağımız, <strong>Göbeklitepe</strong> bulunana kadar <strong>dünyanın ilk tapınağı</strong> olarak gösterilen, yeryüzünün en eski, tek başına ayakta durabilen abideleri olarak nitelendirilen <strong>Ggantija Temples. </strong></p>
<p>Otelimden 15 dakika kadar mesafe gidiyoruz ki tarihin ortasına varmışız. 7.000 sene öncesindeyiz… Biletimizi göstererek giriş kapısından geçiyoruz. Bu tapınakların ziyaretçiler tarafından daha güvenle gezilebilmesi için yürüme yolları yapımını <strong>Vodafone</strong> üstlenmiş. Yanyana iki <strong>Neolitik</strong> tapınak; bilmeyene sadece kocaman taşlar. Üzerlerinde hikaye çıkarılabilecek fazla sembol de yok. Sadece o zamanın ‘olmayan teknolojisinde’ bu dev taşlar buraya nasıl taşınmış sorusunun gizemi. Zaten bu yüzden de tapınağa ‘dev’ anlamında, İngilizce ‘giant’den gelen ‘Ggantija’ adı verilmiş.</p>
<p>Merkezi bir orta taş kapıdan geçerek hemen içerideki genel alana ulaşıyorsunuz. Zamanında ne ritüeller ve törenler yapılmıştır burada, diye düşlere dalıyorum. Biraz daha içeriye devam edince muhtemel dini reislerinin konumlandırıldığı alana geçiyorum; burada rehberimden fotoğrafımı çekmesini rica ediyorum. Tapınaktan ayrılırken rehberimden müsaade isteyip tekrar içeri dönüyorum ve duamı ediyorum. Yıllardır bir geleneğim vardır; dünyanın neresinde olursam olayım girdiğim her tapınakta, her kilisede, her sinagogda, tabii her camide önce niyetimi söyler sonra Al-Fatiha okurum. Burada, hazır yalnızken, yüksek sesle okuyarak ruhumu rahatlattım.</p>
<p>Yoğun iş tempomda zamanımı planlayıp, uçaklara atlayıp buralara gelmemin asıl sebebi gerçekleşmiş oldu. Artık serbestçe gezebilirim. Üstelik şimdi gideceğimiz yer çok da keyifli ve doğal bir ortam; bir keçi çiftliğine gidiyoruz.</p>
<p>Benim kadar sağlıklı yaşama düşkün biri için çiftlik biçilmiş kaftan; hatta uzunca bir süredir “<strong>inek sütü yerine keçi sütü için</strong>” diyen biri olarak Bakanlık beni daha uygun bir yere götüremezdi. Çiftlik kapısından içeri girer girmez bizi bir sürü keçi, koyun ve çiftlik sahibi Bay <strong>Rikkardu</strong> karşılıyor. Bir an önce aralarına karışmak istiyorum. Çok tatlılar. Bir şey yapmayacaklarından emin olunca dalıyorum aralarına. Arada bir dişleriyle pantolonumu çekiştiren yaramaz keçiler olsa da iyi anlaşıyoruz. Rikkardu bana keçi sağmayı öğretiyor. Ellerim onun gibi bu işe alışık olmadığı için başta zorlanıyorum ama kısa bir süre sonra ben de bir sol bir sağ memeden süt yağma becerisini yakalıyorum. Sağdığımız sütleri bir biberona doldurup bu kez de yavru keçileri besliyorum; ne hoş duygular…</p>
<p>Öğlen de Gozo’nun başkenti olan ve adanın tam ortasında yer alan <strong>Victoria</strong>’ya (eski adıyla Rabat) geçiyoruz. Katedralin hemen yanında Rikkardu’nun restoranı var. Burada da önce mutfakta keçi sütünden nasıl peynir yapıldığını izliyorum. Sonra da restoran kısmına geçip afiyetle yemekleri yiyorum.</p>
<p>Akşam tekrar feribotla ana adaya geçiyorum; Malta’dayım. Başkent <strong>Valetta</strong>’daki otelimde; 5 yıldızlı <strong>Excelsior</strong> Oteli’ndeyim. Merkeze yürüme mesafesinde iyi bir seçim. Nasıl bir yorgunluk çökmüşse akşamüstü odamdaki yatağa uzanmamla uyuya kalmam ve ertesi sabah uyanmam bir oluyor; tam 12 saat uyumuşum! Tapınak gezdiğim zamanlar üzerime böyle ilginç bir ağırlık çöktüğüne çok şahit olmuşumdur; yine şaşırtmadı.</p>
<p>Ertesi sabah erkenden koşuya çıktım; yeni bir şehri keşfetmenin en sağlıklı yollarından biridir. Otelden başlayıp kulağımda iPod ile sahile inmem, kıvrımlı sahil şeridini dolanarak 12 km koşmam 1,5 saatimi aldı. Valetta’yı sevdim; devamındaki daha hareketli olan <strong>Sliema</strong>’yı da sevdim. Duş alıp otelden yürüyerek araç girmeyen, bir nevi bizim İstiklal Caddesi olan, <strong>Republic Street</strong>’e gittim. Dükkanları dolaşarak, cafelerde oturarak havanın keyfini bu turistik ortamda çıkardım.</p>
<p>Ertesi gün bana yeni bir rehber hanım eşlik etti. <strong>Barrakka Bahçeleri</strong>’ne giderek eski şehri ve limanı tepeden görme fırsatımız oldu. Sonra özel bir gözlük takılarak büyük bir ekranda izlenen ‘<strong>Malta 5D</strong>’ filmini deneyimledim. 20 dakikada Malta’yı anlatan bol animasyonlu filmde, 1565 yılında <strong>Osmanlı </strong>donanmasının meşhur <strong>Malta Kuşatması</strong> da epeyce anlatılıyordu. <strong>St.Jean Şövalyeleri’</strong>nin adayı nasıl savundukları kahramanca aktarılıyor. Osmanlı ordusu gösterilirken bir an dalgalanan kırmızı beyaz ay yıldızlı <strong>Türk bayrağının</strong> uçurulması esnasında “my flag” (=bayrağım) diye haykırmamı durduramadım.</p>
<p>Filmden çıkıp binadan tam ayrılırken gözüm duvardaki bir tabloya ilişti. Tabloya doğru yürüdüm, ilk görüşte etkilenme! Sanatın ruhu ve gözü nasıl beslediğini hisseden biri olarak adeta o tabloya çekildim. Üzerinde tapınak resmi ve birçok tapınakta bulunan, yaşam ve sonsuzluğu simgeleyen ‘<strong>spiral</strong>’ sembolünü görmem tabloya sahip olma isteğimin ateşlenmesi için yetti. Çok şanslıydım ki tablo satılıkmış; yanında fiyatı yazıyordu. Sanatçıyı aramalarını rica ettim; telefonda kendisine tablodan neden etkilendiğimi söyledim; çok memnun oldu ve hatta ufak da bir indirim yaptı.</p>
<p>Öğle yemeğimizi 1800’lü yıllardan beri faaliyette olan şirin, Barok mimariye sahip cafe restoranda yedik; <strong>Caffe Cordina</strong>.</p>
<div>
<p>Malta, tarih öncesi çağlardan beri çeşitli kültürlere ait yerleşimlere sahne olduğundan o  küçük yüzölçümünden beklenmeyen <strong>tarihi zenginliğe</strong> sahip bir ülke. Ülkenin çoğu yeri <strong>film seti</strong> gibi; otantik… Bize ait olsa da ve bizim ülkemizde çekilmesi daha uygun olsa da <strong>Truva</strong>’nın burada çekilmesini, <strong>Münih</strong> filmini, <strong>Temel Reis</strong> için kurulan köyü anlayabiliyorum. Adaya hakim doğal bir renk var; toprak rengiyle sarı arası. Evlerin renkli <strong>ferforje</strong>demir parmaklıkları dikkat çekiyor.</p>
<div>
<p>Bir sonraki durağımız yine tapınaklardı. Adadaki diğer tapınaklar, <strong>Mnajdra, Hagar Qim </strong>ve<strong> Tarxien</strong> Tapınaklarını’da gezdim. Hava sıcak olduğu için iki tapınak arasında 500 metre olan eğimli bir mesafeyi yürümek zaman zaman yorucu oldu.</p>
<p>İlk yerlilerinin yaptığı bu taştan tapınaklar ve yeraltı mezar kompleksleri bizleri insanoğlunun çok eski zamanlarına götürüyor. Ama yine de altını çizerek önemle hatırlatıyorum: <strong>Medeniyet Anadolu’da kuruldu</strong>. Ortadoğu&#8217;da Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölge, yani <strong>Mezopotamya</strong> medeniyetlerin beşiği olarak boşuna adlandırılmamıştır. İşte <strong>Göbeklitepe</strong> de <strong>Neolitik</strong> dönemde Mezopotamya’da göze çarpan yerleşim bölgesiydi.</p>
<p>Özetle; Malta bana iyi geldi. Tek başıma bir <strong>kültür gezisi</strong> yaptım. Küçük bir ada; birkaç günde sevimli bir tatille her şeyi görebilirsiniz. Üstelik döndükten sonra öğrendim ki <strong>Türk Hava Yolları</strong> çok yakında Malta’ya direkt seferlere başlıyormuş; bana kısmet olmadı, bari siz keyfini çıkarın.</p>
<p>Bu gezide de ruhumun derinliklerinde dolaştım. Her fiziki yolculuk aslında içimize yaptığımız da bir yolculuk…</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/tapinaklar-adasi-malta/">Tapınaklar Adası Malta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ecevahapoglu.com">Ece Vahapoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik Taciz</title>
		<link>https://www.ecevahapoglu.com/psikolojik-taciz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[xpanel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2017 13:08:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Lifestyle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ecevahapoglu.tk/wellness/psikolojik-taciz</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önceleri çocukların birbirleriyle oyun ilişkilerinde yaşadıkları dışlanmayı tanımlamakta kullanılan ‘Mobbing’ sözcüğü, 1950’li yıllardan sonra sadece çocuklar arasında değil, yetişkinler arasında yaşanan psikolojik tacizler için de kullanılmaya başlandı. İş yerlerinde, özellikle sağlık, eğitim ve finans sektörlerinde daha yaygın görülen ‘mobbing’ günümüz çalışan insanının artık farkındalığına girdi. Türkiye’de son 5 yıldır bu kavram iş hayatımıza girdi, sosyolojik</p>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/psikolojik-taciz/">Psikolojik Taciz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ecevahapoglu.com">Ece Vahapoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önceleri çocukların birbirleriyle oyun ilişkilerinde yaşadıkları dışlanmayı tanımlamakta kullanılan ‘<strong>Mobbing</strong>’ sözcüğü, 1950’li yıllardan sonra sadece çocuklar arasında değil, yetişkinler arasında yaşanan <strong>psikolojik tacizler</strong> için de kullanılmaya başlandı.</p>
<p>İş yerlerinde, özellikle <strong>sağlık, eğitim ve finans</strong> sektörlerinde daha yaygın görülen ‘<strong>mobbing</strong>’ günümüz çalışan insanının artık <strong>farkındalığına</strong> girdi. Türkiye’de son 5 yıldır bu kavram iş hayatımıza girdi, sosyolojik ve hukuksal olarak dile getirilmeye başlandı ve konuyla ilgili <strong>davalar</strong> açılıyor ve kazanılıyor. 2011 yılında <strong>Başbakanlık</strong> 8 maddeden oluşan bir <strong>tedbirler genelgesi</strong> yayınladı. Temmuz 2012’de <strong>Borçlar Kanunu</strong>’nda ilk kez ‘<strong>psikolojik taciz</strong>’ kavramına yer verildi.</p>
<p>Mobbing; <strong>psikolojik şiddet, baskı, taciz, istismar, saldırganlık, rahatsız etme, sıkıntı verme, yıldırma, küçük düşürme, manipülasyon, işten el çektirme manevrası</strong> gibi anlamlara geliyor. <strong>İş yerinde ruhsal bir taciz, duygusal bir saldırı…</strong></p>
<p>Mobbing’i <strong>yöneticiler, iş arkadaşları ve meslektaşlar</strong> yapıyor. Mobbing uygulayan kişilere, henüz hukuksal bir tanım olmasa da, ‘<strong>zorba</strong>’ deniyor. Bu tip kişiler, aşırı kontrolcü, korkak, nevrotik, şişirilmiş benmerkezci, narsist, iktidar açlığı olan, muhtemelen çocukluğunda travma yaşamış kişiler…</p>
<p>Diğer yanda mobbing’e uğrayan mağdurların ortak özellikleri ise son derece olumlu; <strong>işini çok iyi yapan, ilişkileri olumlu, çevresindekilerce sevilen, çalışma ilkeleri sağlam, dürüst, güvenilir, bağımsız ve yaratıcı </strong>gibi özelliklere sahip.</p>
<p>Araştırmalar göre, mobbinge daha çok <strong>kadınlar</strong> uğruyor. ABD’de kadın çalışanların yüzde 42’si, erkek çalışanların yüzde 15’i bu zorbalığa uğradığını belirtiyor.</p>
<p>İşyerinde zaman ve verim kaybının yanı sıra, mobbinge uğrayan kişide <strong>sağlık sorunlarıyla birlikte ruhsal zararlar </strong>oluşuyor. Alkol ve uyuşturucu kullanımında etkisi büyük olan mobbingin antidepresan ilaç kullanımını artırdığı da gözlemleniyor.</p>
<p>Yani durum sandığımızdan vahim. Bilinçlenip neyin <strong>mobbing</strong>, neyin <strong>psikolojik baskı</strong> olduğunu ayırt etmek gerekiyor. Haklarımızın neler olduğunu öğrenmek gerekiyor.</p>
<p>Mobbing <strong>sistematik</strong> bir süreç. Mesela, işyerinde iş yükünden dolayı strese girmek mobbing değil. Bir kez bir çalışma arkadaşınızın size hakaret etmesi de değil. Minimum <strong>6 ay</strong> süren bir taciz söz konusu ise orada mobbing konuşulabiliyor.</p>
<p><strong>Medyada psikolojik terör…</strong></p>
<p>10 senedir medya içerisinde çalışan bir kadın olarak benim de özellikle kendi sektörüm adına paylaşacaklarım var.</p>
<p>Yazacaklarımdan kişilerin kimler olduğu belki  tahmin edilebilir ama önemli olan benim açımdan isimler değil, <strong>durumların aktarılmasıdır</strong>. Farklı zamanlarda farklı gruplar tarafından yaşadıklarımdan yola çıkarak yazıyorum. Deneyimlerim bana ders oldu, geçti gitti, huzurla genel bir paylaşım içerisindeyim şimdi.</p>
<p>Yıllarca yaptığım işleri dile getirmekten, projelerimi paylaşmaktan, kendimi geliştirmek ve topluma faydalı olmaktan başka hırslarım olmadı. Yurtdışında farklı eğitim sistemleri ve kültürlerle okumamın bireyler arası kıskançlık döngülerinde kaybolmadan daha <strong>açık bir dünya görüşüne</strong> sahip olmam da katkısı büyük.</p>
<p><strong>Başkasının başarısını kıskanmak</strong>, her ne kadar <strong>aydınlanmış ruhlar</strong> da mümkün olmayan bir duygu olsa da, henüz <strong>kendi sığlıklarında kalmış</strong> insanlar için çok geçerli bir durum. Kendini geliştirmek yerine başkalarının yaptıklarıyla ilgilenip açık arar bu tipler. Muhtemelen çocuklarında yaşamış oldukları sevgisizlikleri yetişkin hayatlarında arındıramadıkları için <strong>iç öfkelerini başkalarından çıkarmaya </strong>kalkarlar. Ve sonuçta hep mutsuz olurlar; ta ki doğru yolu bulana kadar. Empati duymak lazım belki de. Ve umarım herkes <strong>kalbini temizler ve huzur yolunu seçer</strong>. Düşmanlarım bile, umursamadıklarım bile.</p>
<p>Medya sektöründe başkasının yaptığı işleri kıskanmak yüksek oranda görülür. Ekran önü veya arkası, yazılı veya görsel basın fark etmez; bu sektörün çarkları başka işler. Farklı kademelerde kaç kişi neler yaşıyordur? Herkesi genellemeden durumu ortaya koymak istiyorum ancak çoğunluktan bahsettiğim de bilinsin lütfen.</p>
<p>Bazı insanlar arkanızdan kötü konuşur. Asılsız söylentiler ortada dolaşır. Özel yaşamınızla, milliyetinizle, dini veya siyasi görüşünüzle alay edilir. Mesleki yeterliliğinize hadleri olmadığı halde karışılır. Gülünç durumlara düşürülürsünüz. Alçaltıcı isimlerle anılırsınız. İmalarda bulunulur. Tüm bu saydıklarım mobbing tipolojisinde ‘<strong>itibarınıza saldırılar</strong>’ başlığı altında da toplanmıştır.</p>
<p><strong>Kişilik haklarınıza yapılan saldırılar</strong> karşısında her zaman <strong>dava açma hakkınız</strong> var. <strong>Güvenilirliğinize, şerefinize, mesleki yeterliliğinize, özel hayatınıza</strong> yönelik küçük düşürücü davranışlar ve yorumlar kimseyi yıldırmasın. Kafanız karışmasın. Kendinizden emin yolunuza devam edin. <strong>Çalışmak ve üretmek</strong> en güzel ilaç. Hele ki çalışmalarınızdan toplumun fayda gördüğünü deneyimlemek tatminlerin en büyüğü.</p>
<p>Soruyorum tekrar. Siz hiç haksızlığa uğradınız mı? Ortada bir şey yokken iftira atıldı mı? Sırf size saldırmak için konu başka yerlere çekildi mi? Ayağınızı kaydırmak için yöneticilerinize telefonlar açıldı mı? Hakkınızda dedikodu yapıldı mı? Medya sektöründe bu o kadar çok yapılıyor ki; ne yazık ki…</p>
<p>Zamanında benim de başıma geldi; hem kadın meslektaşlarımdan hem de erkeklerden bu deneyimleri yaşadım. Ama sustum. Ses çıkarıp olayları büyütmek istemedim. Değmezdi. Bir zaman sonra da hiç umursamadım. Ve geçti gitti. İnsan ne olduğunu, nasıl olduğunu, içini, kalbini, ruhunu bilirse öyle rahat oluyor ki… İlahi adalet de öyle güzel işliyor ki insanlar artık sizin <strong>başarılarınızı alkışlar</strong> hale geliyor.</p>
<p>Hayatımın güzel bir dönemindeyim. İç dünyamı fazlasıyla dinlediğim bir dönem. Kendimi tanıdığım bir dönem. Ne isteyip ne istemediğimi bildiğim bir dönem. Hayatın küçük zevklerinin farkında olduğum bir dönem. Korkularımı sildiğim bir dönem. Aydınlandığım, kendi özümü bulduğum bir dönem…</p>
<p>Tüm bunlara rağmen dimdik ayakta duruyorsanız bravo size! Özgüveni yüksek tutabilmek, dış şartlara boyun eğmemek, olaylardan çok etkilenmemek adına kendinize ne iyilik yapabiliyorsanız yapın. Mobbing mağdurlarına da yeni bir iş aramaktan, yardım almalarına, özgüveni geliştirmekten yasal işlem yapmalarına kadar pek çok korunma yöntemleri tavsiye ediliyor.</p>
<p>Unutmayın, <strong>hayatınızın kontrolü sizde!</strong></p>
<p><a href="https://www.ecevahapoglu.com/psikolojik-taciz/">Psikolojik Taciz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ecevahapoglu.com">Ece Vahapoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
